Örgü ile terapiyi bir markaya dönüştürmek

Ferahlatan şeylerden biri de örgü.Hayatının çok kötü bir döneminde örgü ile tanışan Gülsüm hanım tüm zorlukları bu amuirigumiler yaparak yenmiş. Kolilerce biriken bu oyuncakları bir kermeste satışa sunmuş.O günden beri kendi tarzında pek çok şey üretiyor. Ürettikçe de kendini daha iyi hissediyor. Bugün yurt içinde ve yurt dışında ürünlerini satıyor.

cottonncandybaby‘nin kurucusu Gülsüm hanım ve yeğeni Naz hanım ile yaptığımız sohbeti sizlere  kendi anlatsın istedik. Dileriz bu güzel hikaye sizler için de ondaki gibi bir ışık uyandırır…

Ve uzun zamandır hayata geçirmek istediğiniz bazı istekleriniz varsa onlar için ilk adımı atmanızda size destek olur.

Amirigumi hikayesi nerde ve nasıl başladı?

Hayatının dönüm noktalarından birinde, zor günlerden geçerken çocuklar için bir şeyler üreten ablamın da tavsiyesiyle terapi amaçlı tığ işi örgü yapmaya başladım. O kadar iyi geldi ki birden bire kendimi oyuncak yaparken buldum.

Sürekli oyuncak örüyordum ve kutularda bir yerde birikiyordu bu oyuncaklar. Başlangıçta satma amaçlı düşünmediğim bu örgüleri yaklaşık bir yıl kolilerde biriktirdim. Bir gün tesadüfen yiğenim Berrak’ın tavsiyesiyle Fransız Kültür Merkezi’nde bir yılbaşı kermesine katıldım. Bir yıl içinde yaptığım tüm oyuncaklar o kermeste çok ilgi gördü ve hepsi tükendi. Ondan sonra da büyük bir motivasyonla kendi markamızı kurduk ve  cottonncandybaby  olarak yolumuza devam ettik. Birçok etkinlikte yer aldık. Bu süreç içerisinde ablam çocuk kıyafetleri üzerine yoğunlaşırken ben çocuklara oyuncak yapmaya başladım. Sosyal medya kısmını da yiğenim Berrak’a devrettik ve bu şekilde güzel bir iş bölümü ile çok keyifli ürünler çıkartmaya başladık. Ancak yola çıkarken net çizgilerimizin olduğu bir konu vardı ki o da 0-3 yaş arası bebeklere yönelik oyuncak ve kıyafet üzerine bir şeyler yapacaktık. Kalitemizden ödün vermemeyi de amaç edindik. Kalitemiz gereğince hiçbir zaman fiyatlandırma konusunda farklı yollar izlemeyi düşünmedik, emeğimizin karşılığını hakeden fiyatlar belirlemeye çalışıyoruz.. Özellikle kullandığımız iplerin seçimi bizim kalite anlayışımızda en öncelikli sırada yer alıyor. Sonrasında da müşteri memnuniyeti ki neredeyse hiç olumsuz geri dönüş almadığımızı söyleyebilirim.

Ben de  el emeğinin hak ettiği  değeri görmesi konusunda hassasiyeti olan birisiyim ve bu konuda sizi sonuna kadar destekliyorum. Kesinlikle yaptığınız işe saygı duyuyorum. Ayrıca ürünleriniz gerçekten fotoğraflarda göründüğünden daha güzel 🙂 

Teşekkürler, sizden bunları duymak bizim için çok değerli. Sosyal medya üzerinden artık birçok kişiye ulaştık ve sizin gibi el emeğine değer veren kişilerle işlerimizi ve duygularımızı paylaşmak bizim için çok değerli.

El emeğini markaya dönüştürmek ve hakettiği değeri görmesini sağlamak malesef çok zor. Siz bu konuda nasıl yollardan geçtiniz?

Türkiye’de bu iş gerçekten ayrıca çok zor. Özellikle anneanneler, babaanneler bu tığ işine ‘ben yaparım ‘şeklinde yaklaşıyorlar. Bizde el emeği çok saygı duyulan bir konu değil. Hemen hepimiz aç çok örgü biliyoruz, evet. Ben de bu konuda her zaman söylüyorum. Amirigumiyu ben yaratmadım, var olan bir el işine kendi yorumumu kattım. Bu işi yapan da onlarca kişi var. Elbette olması da gerekli. Bu kadar çok kişinin yaptığı bir konuda bence herkesin bir anlamda farklılığa gitmesi gerekli.

Ben güzel sanatlar mezunuyum, yaptığımız iş bir yandan çocukların beğenisine hitap ederken görselliğin ve estetiğin ön planda olduğu bir iş de aynı zamanda. Bu sebeple de biraz diğer markalardan ayrıştığımızı düşünüyorum. Bizim için renk tonları ve modellerdeki renk kombinleri çok önemli. Aynı rengi tutturabilmek için kullandığımız iplerin bile boyasının aynı kazandan çıkması gerekiyor. Yoksa ton farklılığı oluşuyor. Renklerin birbiriyle bütünlüğü de bence tasarımda etkili bir faktör. Ayrıca kendi beğenmediğimiz bir oyuncağı asla yapmıyoruz. Moda da olsa onu sevmiyorsam yapmıyorum.

 

           

 

Bir tarzınız var ve bu tarzın dışına çıkmıyorsunuz. Benim sizi  farketme sebebim de bu sanırım. 

Örneğin bize ince belli telli bebeklerden yapalım teklifi geldi, ancak kabul etmedim. Çünkü çocuk dendiğinde benim aklıma gelen ince belli düzgün fizikli ve hatları belli olan bebekler gelmiyor. Çocuklar için oyuncak denince bebek,ayı, köpek, fil geliyor aklıma mesela.

Konumuza geri dönersek, el emeğinin değersizliğinden bahsettik ama anlayan ve değerini bilenler de var aslında.

Maalesef çoğunlukla ürünlerin fiyatları hakkında açıklama yapma ihtiyacı hissediyoruz. Herkesin yapabileceği bir şey gibi görünüyor evet ama aslında hiç o kadar da kolay değil. Her biri ayrı ürün ve hepsi tek elden çıkıyor ve en az iki günü buluyor bir oyuncağın tamamlanması.

Emeğimize saygı gösterip saygı duyup alanlar ve hatta yurt dışında ürünlerimizi satan müşterilerimiz de var.

Bizler de emeğimizin karşılığı sadece maddi anlamda görülsün istemiyoruz. Buna kıymet veren çocukların oyuncakları ellerine aldıklarındaki mutlulukları ve  özellikle annelerin güzel sözleri bizi bazen daha da mutlu edebiliyor. Emeklerinizin karşılığını aldığınız en güzel anlar sanırım bu anlar.

Ben de bahsettiğiniz mutluluğun nasıl bir şey olduğunu anlayabiliyorum. Kimi zaman ürünlerimin satıldığı mağazalarda ürünlerimi beğenen kişilerin güzel beğeni sözlerini duyunca bir kenardan onları izliyor ve içimde o sevinci yaşıyorum. Bu çok farklı bir duygu, kesinlikle…

Bu mutluluk gerçekten her şeye bedel. Kimi zaman ablama ve bana bu işi ilerletin, ekibi büyütün şeklinde fikirlerle gelenler oluyor. Ben amirigumi konusunda çok büyümek veya çok satış yapmak amacıyla yola çıkmadım. Daha önce de bahsettim, tamamen keyif alarak yapmayı amaçladığımız bir oluşum bizimkisi.

Oyuncak ve bebek konusunda aşırı hassasiyetim var, işimin başına geçerken kesinlikle her seferinde ellerimi yıkıyorum ve oyuncak bittiğinde de oyuncağı yıkayıp teslim ediyorum. Gösterdiğim bu özeni benim kadar gösterecek birini bulmak çok zor. Bir işin birden farklı kişinin elinden çıkması kalitenin de bozulmasını beraberinde getirir diye düşünüyorum.

Peki bu güzel tecrübelerinizi ve işin inceliklerini aktardığınız ortamlar oluyor mu? Workshop gibi mesela.

Açıkçası bir günlük workshoplara çok sıcak bakmıyorum çünkü bu iş bir günde belli saatler arasında tamamlanıp öğrenilecek bir şey değil. Eğer workshop yapıyorsak mutlaka bazı parçaları önceden hazırlıyoruz. Sınırlı saatler içerisinde bu parçaların birbirine birleştirmesini tamamlayabiliyoruz ancak.

Düzenlediğim kurslar iki ya da üç günlük arka arkaya dersler şeklinde oluyor. Bu derslerle amirigumi örgüsünün en ince detaylarına kadar tekniğini öğretiyorum. Sizler için de küçük bir örnek video hazırladım. Umarım limemintwater okuyucuları için faydalı olur.

Peki bu uğraşa başlamak isteyenlerin ilk etapta nelere ihtiyacı var kısaca bahseder misiniz? 

Malzemeler aslında çok basit; ip, tıp ve boncuk elyaf. Teknik de zamanla oturan bir şey. Gözler konusunda eklemek istediğim bir detay var, ürünleri çocuklar kullanacağı için kullanılan gözlerin amirigumi göz olması çok önemli bir konu. Bu boncuk gözler örgü aşamasında takılıyor ve  kilitlendikten sonra kesinlikle çıkma ihtimali yok.

Biz de bu güzel yolculuğu ve detaylarını bizimle paylaştığınız için teşekkür ederiz. 

Umarım ferahlamak isteyenlere bir fikir olmuştur hikayeniz.

Bu güzel oyuncaklarla bizleri tanıştırdıgınız için ayrıca teşekkür ederiz. 

 

 

Biz teşekkür ederiz.

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir